İçeriğe geç

95 2 hangi radyo ?

95.2 Hangi Radyo? Bir Şarkının Ardında Kalan Hikaye

Kayseri’nin arka sokaklarında sabahları mavi gökyüzüyle karışan o kahverengi hüzün vardı. Bunu anlamak için belki de Kayseri’de doğmuş olmak gerekiyor. Her sabah, yatağımda uyanır uyanmaz, o eski odanın pencere kenarına yaklaşır ve uzunca bir süre dışarıya bakardım. O an, dünya bana bazen çok yabancı, bazen ise fazlasıyla tanıdık gelirdi. Özellikle sabahları, ellerimi yavaşça masaya koyar, “Bugün ne olacak?” diye sorardım.

Bir sabah, yine o soruyu sordum. Ama bu kez biraz farklıydı. Çünkü sabah, o beklenmedik anın, bir radyo frekansının arkasına gizlenmiş olan melodisinin peşinden sürüklendiğimi fark ettim. Evet, 95.2 radyo, içimde bir şeyleri uyandıran o radyo kanalıydı. Birçok insan gibi, radyo dinlemek sadece bilgi almak, haberleri takip etmekten ibaret değilmiş, farkında değildim. O an, bir şarkı çalmaya başladığında, içimdeki o eski boşluk doldurdu, tüm o belirsizlik ve karmaşa bir anlığına geçip gitmiş gibi oldu.

O Gün, O Radyo Frekansı

Bir sabah, yine o eski alışılagelmiş rutinde, evin mutfak penceresinin önüne oturdum. Kahvemi karıştırırken, radyonun sesini açtım. “95.2 Hangi radyo?” sorusu o kadar kafamda dönüp duruyordu ki, sorunun yanıtını aramak için bir çaba sarf ettim. Tüm o sabah sakinliğinde, arka planda çalan hafif müzik beni alıp başka diyarlara götürdü.

İçimden geçen “Bu şarkı neden bu kadar tanıdık?” sorusu, birden bir ışık hüzmesi gibi önüme düştü. Evet, bu şarkıyı daha önce dinlemiştim. Ama nerede? Ne zaman? Hangi anımda? Bir an için kaybolmuş gibi oldum, zamanla savrulmuş, hatırlamak için uğraşırken duygularım birbirine karıştı.

O an aklıma geldi: Geçen yılki yaz tatilinde, yazın ilk günlerinde, gökyüzünde bulutlar arasından sıyrılan güneşin ısısıyla sıcaktan terlemiş, sabah erkenden elime alıp yürüdüğüm o eski yürüyüş yolu. Beni hep mutlu eden o yol vardı işte, ama o sabah da başkaydı. Çünkü o yol, o sırada bir radyo kanalını dinlememle değişmişti. Aynı müzik çalıyordu, hatta aynı şarkıyı tekrar dinliyordum. Ama bu kez, bir fark vardı. Bu şarkı, bana bir anlam taşımaya başlamıştı.

Bunu anlamıştım: 95.2 radyo, sadece bir radyo kanalı değildi. O, aslında hayatımın bir parçasıydı. Sadece o sabah çalan şarkıyı değil, ruhumun her bir köşesinde yankı yapan o melodiyi duyabiliyordum.

Sadece Bir Şarkı mı, Yoksa Bir Hikaye mi?

O sabah, 95.2 frekansındaki radyo programının arkasında, her geçen dakikada içimde bir şeyler değişiyordu. Bir şarkı çaldı, sonra bir başka şarkı, sonra da bir tane daha… Her biri, bir anıyı uyandırıyor, bir duyguyu taze tutuyordu. Ama, belki de en çok ilgimi çeken şey, o şarkıların gerisinde bıraktığı duygular ve anılardı.

Radyonun sesi, o an o kadar tanıdık, o kadar içten geldi ki, bana, içinde kaybolduğum yılların ardından çıkan her sesi hatırlattı. O şarkıların çoğu, eskiden birlikte dinlediğimiz, birlikte gülümsediğimiz, belki de birlikte hüzünlendiğimiz zamanları çağrıştırıyordu. Birkaç saniyeliğine bile olsa, o anlar tekrar yaşamaya başladım. İsterdim ki zaman dursun, o şarkılar hiçbir zaman bitmesin.

Ve tam o sırada, bir şarkı başladı. Hemen telefona koştum, “95.2 Hangi radyo?” diye yazmak istedim. Kafamda sorular dönüp duruyordu. Bu şarkı, acaba benden bir mesaj mı taşıyor? Yoksa sadece bir tesadüf müydü? Kendimi bir hikayenin içinde buldum, ama bu hikayede tek başımaydım. O anda her şeyin önemli olduğunu düşündüm, ama bir yandan da her şeyin ne kadar belirsiz olduğunu fark ettim.

Bir Savaş ve Bir Umut

O sabah, radyonun frekansını bulmuşken, bir savaş da başladı içimde. Ne kadar içsel bir huzur arayışım varsa, bir o kadar da bu huzuru bir türlü bulamama kaygım vardı. Geçmişim, geleceğim, sevinçlerim ve hüzünlerim… Bir şarkının arkasında tüm bu duygular uçuşuyordu. Her bir saniye bir başka yolculuğa çıkıyordum. Ama o şarkı, yalnızca bir anı değil, aynı zamanda umudumu simgeliyordu.

O an, şarkıyı dinlerken gözlerim dolmuştu. Kayseri’nin o dar sokaklarından, sıcaktan kavrulmuş o eski caddelerden, kaybolmuş zamanlardan… Her şey bir anda o kadar canlıydı ki, belki de radyonun bu kadar içimi ısıtması da bunun içindi.

95.2 radyo, belki de bana sadece bir şarkıyı çalmıyordu. Her şarkı, bir başka umudu anlatıyor, kaybolan zamanları geri getiriyordu. O an fark ettim: Belki de bu radyo, bana kaybolan şeyleri, geçmişte yaşadıklarımı geri veriyordu.

Sonuçta, O Şarkılar Hep Bir Yerde Çalar

O günden sonra, her sabah mutfakta, pencerenin kenarına oturur, kahvemi yudumlarken 95.2 radyo kanalını açardım. Bazen aynı şarkılar çalar, bazen yeni şarkılar… Ama hepsi, o gün hissettiklerimi hatırlatırdı. Kaybolan zaman, geri gelmeyen eski duygular, ya da bir anın içindeki o sessiz duygular… Her şarkı bir parçasıydı geçmişimin, geleceğimin ve hatta şimdiki zamanımın.

Evet, 95.2 radyo, her gün biraz daha yakın, biraz daha gerçek oldu bana. O anları sadece hatırlamakla kalmadım, her birini yeniden yaşadım. Şarkılar sadece müzik değil, onlar benim içimdeki sesleri, hisleri, kaybolan umutları anlatıyordu.

İşte, o radyo kanalı benim için artık sadece bir frekans değildi. O, her şeyin sesi, hayatın melodisiydi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
betexper güncel