Recipromantic Nedir? Hadi, Gel Şu Kavramı Biraz Çözelim!
Düşünsenize, bir sabah uyanıyorsunuz, güne başlamak için ilk işiniz telefonunuza bakmak, WhatsApp’tan gelen “Günaydın!” mesajlarına göz atmak… Ve o an fark ediyorsunuz; hayatınızda bir şey eksik. Aklınıza bir kavram takılıyor: Recipromantic. Bu ne ola ki? Adını duyduğunuzda kulağa bir şeyler çağrıştıran ama bir o kadar da belirsiz kalan, hatta kelimeyi doğru yazıp yazmadığınızı sorgulatan bir terim. Fakat gelin görün ki, bu terim hayatınıza girecek ve çoğunuzun kafasında uçuşan o karmaşık duyguları aslında çok basit bir şekilde tanımlayacak.
Bu yazıda, Recipromantic nedir sorusunu ele alırken biraz kendi kafamda dönüp, bu kelimenin anlamını deşmeye çalışacağım. Çünkü ben 25 yaşında, İzmir’de yaşayan, arkadaş ortamında sürekli espri yapıp bir yandan da her şeyi fazla düşünen biriyim. Evet, bu tiplerin içsel dünyası bazen karışık olabiliyor, ama işte o karışıklık işin eğlenceli kısmı.
Recipromantic: “Karşılıklı Aşk” Ama Biraz Farklı
Recipromantic, aslında oldukça basit bir kavram gibi gözükse de, üzerine düşündükçe karmaşıklaşıyor. Kısaca, karşılıklı romantik duyguların olduğu bir ilişkiyi tanımlayan bir kavram. Ama bir farkla! Bu kelime, genellikle kişiler arasındaki ilişkiyi daha derin, daha anlamlı ve birbirine tam anlamıyla denk bir biçimde tanımlar. Yani, sadece senin sevdiğin değil, seni de seven birini bulman, gerçek anlamda karşılıklı bir bağ kurman.
Ama burada işin içine bir de ironik bir durum giriyor. Mesela, sen biriyle çok uyumlusun, ona aşık oluyorsun ama o sana öyle bir bakıyor ki; “Ne yani, benim de ona karşı duygularım var, ama bir garip bir şeyler var…” diye içinden geçiyorsun. Yani, bu kavram yalnızca tek taraflı bir aşkı değil, karşılıklı bir şekilde duyguların eşit bir şekilde paylaşıldığı bir durumu anlatıyor.
Recipromantic ve “Yanıltıcı” Duygular
Daha net bir örnekle açıklayalım: Diyelim ki, sen ve bir arkadaşın sürekli birlikte vakit geçiriyorsunuz. Aranızda yoğun bir bağ var ama bir türlü “Bu bir aşk mı, arkadaşlık mı?” sorusunu netleştiremiyorsunuz. İşte burada Recipromantic devreye giriyor. İkinizin de birbirinize karşı duyduğu duygular birbirine yakın, ama yine de bir tık eksik. Bu durumda, yanlış anlaşılmalar ve karışık duygular devreye girebilir.
Mesela, geçen hafta bir arkadaşım bana şöyle demişti: “Bence ben Recipromantic’im, çünkü sürekli bir ilişkiye girmek istiyorum ama hep bir tık eksik kalıyor. Ne duygusal olarak rahatım ne de bağlılık hissediyorum.”
Bu tip karmaşık duygular, Recipromantic’i tanımlamak için en güzel örneklerden biri. Bir kişi hem seni seviyor hem de o hislerin tamamen karşılıklı olduğundan emin olmuyor. Hani şu “Bu mu aşk?” diye içinden geçiriyorsun ya, işte o anlarda insan kendini Recipromantic gibi hissediyor.
İç Ses: “Tamam, Ama Gerçekten Aşk Mı Bu?”
Bu arada, iç sesime kulak vererek bir itirafta bulunuyorum: Bazen kendi duygularım da bu kadar karmaşık olabiliyor. Mesela, geçen gün bir kızla tanıştım, çok tatlıydı. Sohbet sırasında şöyle bir anda gülümsedi, ben de “Ne kadar güzel gülümsüyor” diye düşündüm. Ama içimden, “Hımm, güzel ama bu mu aşk ya da sadece beğeni?” diye geçirdim.
Evet, Recipromantic işte tam olarak böyle bir şey. Kişisel düzeyde, birine karşı hissettiğiniz yoğun ilgiyi, ama o duygunun ne kadar sağlıklı olduğunu bir türlü kestirememek.
Gerçekten Recipromantic Olmak Nedir?
Gerçekten Recipromantic olmak ne demek, derseniz… Benim için şöyle açıklanabilir: Bu bir tür romantik karmaşa. İnsanların duygularını karşılıklı olarak yaşayabileceği, ama duygusal doğruluğun ne kadar sağlıklı olduğunu sorgulayan bir hal. Hem seni seven birini istemek, hem de ona karşı aynı duyguları beslemek, ama bir yandan da sürekli kendini sorgulamak. İşte bu kadar basit aslında. Kim bilir, belki de böyle karmaşık duygularla yaşamaya alışmak insanı bir parça daha eğlenceli yapar.
İzmir’in bir sahilinde, denizin sesini dinlerken, belki de iç sesin sana bir şeyler söyler: “Hayatındaki bu karışıklık seni nasıl tanımlıyor? Aşk mı, ilgi mi? Yoksa sadece Recipromantic mi?” İşte bu soru, çoğu zaman kafanı kurcalar.
Kısa Diyalog:
Aykut (Arkadaşım):
– “Bunu gerçekten beğendiğinden emin misin? Yoksa sadece, sadece seni beğenmesini mi istiyorsun?”
Ben:
– “Bunu anlamaya çalışıyorum, Aykut! Bazen kafam o kadar karışıyor ki, kendi kendime ‘Bunun adı aşk mı, yoksa başka bir şey mi?’ diye soruyorum.”
Aykut:
– “O zaman Recipromantic misin?”
Ben:
– “Ya da belki de kararsızım!”
Recipromantic ve Mizah: İkili Hâller
Duygusal anlamda bu kadar karışık olabilen bir durumu biraz mizahla ele almak, aslında insanın içinde bulunduğu duygusal karmaşayı dağılmak yerine daha çok üzerine eğlenceli bir ışık tutuyor. Herkesin mutlaka başına gelmiştir; birine aşık olmuşsunuz ama o kişi de sürekli “Bence bu dostça bir şey” diyecek kadar garip bir hâl alıyor. Gülerek, “Herhalde ben Recipromanticim, o zaman!” diyorsunuz.
Bazen, bir ilişkiyi tanımlarken, kelimeler bizi hüsrana uğratabilir. “Aşk” derken, karşındaki insanın gözlerine bakmak ve o gözlerde kaybolmak o kadar karmaşık bir hal alabilir ki, kendini Recipromantic bir dünyada bulabilirsin. Bunu küçümsememek, aksine bir şans olarak görmek gerek. Bazen bizler duygusal dünyamızda kaybolur, ama o kaybolduğumuz noktada bile eğlenebiliriz.
Sonuç: Recipromantic Olmak İyi Bir Şey Midir?
İşte, Recipromantic hakkında söylediklerim bu kadar. O kadar basit bir kavram değil, belki de yanlış anlaşılabilir ama ne olursa olsun, hayatımıza renk katan bir şey. Belki de herkesin zaman zaman Recipromantic olduğu anlar vardır, hatta belki bir gün bizler de o karmaşık, karşılıklı duyguların içinde kaybolmuşken gülüp geçeriz. Yani, Recipromantic nedir diye sorduğunda, aslında cevabın çok basit olduğunu göreceksin: Hayat, bazen karışık ama bir şekilde eğlenceli!