Depremzede Olup Olmadığımı Nasıl Öğrenebilirim?
Kayseri’de, sabahın ilk ışıklarıyla uyanan biri için şehir genellikle sakin, huzurlu bir yer gibidir. Fakat 6 Şubat 2023 günü, o sabah her şey değişti. Gözlerimi açtım ve telefonuma bir bildirim geldi: “Kahramanmaraş’ta büyük bir deprem meydana geldi.” İlk başta sadece bir kaygı hissettim, ama ne yazık ki bir süre sonra o kaygının yerini korku aldı. Depremle ilgili konuşmalar arttıkça, o an, ne kadar hazırlıksız olduğumuzu, ya da en azından ben ve çevremdekilerin o kadar hazırlıksız olduğumuzu fark ettim.
Şehirdeki Huzurun Ardındaki Korku
Gün boyunca, televizyonlarda ve sosyal medyada depremle ilgili haberler döndü durdu. Kafamı kaldırıp pencereden dışarı baktığımda, etraftaki sakinlik ve doğanın güzelliği bir çelişki gibi hissettirdi. İnsanlar sıradan işler yapmaya devam ediyordu, ama içimde bir boşluk vardı. “Ya ben de depremzede oldum?” diye düşünmeden edemedim. Bunu kabullenmek, gerçekten kolay değildi.
Kayseri, Kahramanmaraş’a çok uzak olmasa da, o kadar yakından etkilenmedik gibi görünüyordu. Fakat, kendi yaşadığım yerde olan biteni görmek, farklı bir gerçeklikti. O an bir şey fark ettim: Depremzede olup olmadığımı öğrenmek, o kadar basit bir şey değildi. Kendi şehrimde bile herkesin nereye gittiğini, hangi evlerin yıkıldığını, ne zaman yardım geleceğini tam anlamıyordum.
O An, O Duygu
Bazen korkular, insanı öyle bir yere çekiyor ki, mantık bir kenara bırakılıyor. Gözlerim dolmuştu. “Belki ben de depremzede oldum, belki ailem de” diye düşündüm. Ama kaybolmuş bir kimliğin peşinde olmak, insanın gerçekten bulmaya çalışması gereken bir şeydi. Hangi şehirde olduğunu bilmeden, o an sadece hissettiğinle hareket etmek çok daha kolaydı. Kaygı mı? Evet, kesinlikle.
O anda, cep telefonumu elime aldım ve başta sosyal medya üzerinden sonra da güvenli bir kaynaktan deprem hakkında daha fazla bilgi edinmeye çalıştım. Kayseri’de yaşamama rağmen, o sarsıntının etkisini öğrenmek için çabalarım başta mantıklı gelmiyordu. Ama, bir gün önceki gibi değilim. Bugün, bir depremzede olup olmadığımı öğrenmek için her geçen dakika daha fazla kaygı yapıyorum. Evet, belki ben depremzede değilim ama bir başkasının bu durumda olduğunu bilmek de gerçekten beni sarsıyor.
Depremzede Olup Olmadığımı Nasıl Öğrenebilirim?
O kadar çok yerden gelen haberler vardı ki, her biri başka bir şey söylüyordu. Bir kaynağa göre, Kayseri’de hasar gören birkaç bina vardı, başka bir kaynağa göre ise ciddi bir tehdit yoktu. İçimdeki o korku, hala sarmaya devam ediyordu. O an düşündüm: “Depremzede olup olmadığımı nasıl öğrenebilirim?” Bu sorunun cevabını bulmak, gün boyu beni meşgul etti.
Yavaş yavaş, sosyal medyadaki güncellemeleri ve resmi açıklamaları takip etmeye başladım. Ailemin sağ olduğunu öğrenene kadar, ne kadar çabuk kaygıya kapıldığımı fark ettim. Birkaç telefon görüşmesi, birkaç kısa mesajla, güvende olduğumu bildiğimde içimde bir rahatlama hissettim. Fakat içimde bir his vardı: Bazen depremzede olmak, sadece fiziksel değil, aynı zamanda duygusal bir durumdu.
Bir Umut Işığı
Bir şey fark ettim. Deprem gibi büyük felaketlerde, kaybolan şey sadece evler, binalar ve yaşam alanları değil. Kaygı, belirsizlik, ve korku insanı fazlasıyla sarıyor. Fakat umut, her zaman bir yerlerde yeniden doğuyor. Kayseri’deki insanlar, kahvelerinin başında sessizce oturuyor, ama gönüllerinin derinliklerinde başka bir şey var. Birbirlerine yardım etme arzusunun alevlendiği bir sıcaklık.
Ve ben, orada otururken düşündüm. Depremzede olup olmadığımı öğrenmek için ne yapmam gerektiğini bilsem de, asıl soru şuydu: Bir gün hepimiz depremzede olabiliriz, ya da belki olamayız. Ama en önemlisi, o anın içinde hepimizin birbirine duyduğu sorumluluktur.
Son Söz
Duygular, her zaman kontrolümüz altında olmayabiliyor. Ama her zorlukta, bir umut ışığı her zaman yanar. Kayseri’deki gündelik yaşamımıza devam etsek de, bir gerçeği hep hatırlamak lazım: Her an her şey değişebilir. Eğer bir depremzede olup olmadığınızı öğrenmek istiyorsanız, bu soruyu cevaplarken, bazen sadece iç sesinizi dinlemek yeterli olabilir. Bazen, yaşadıklarınızı anlamak için gerçekten bir adım geri çekilmek gerekir. Bunu yapmak ise, en zor ama bir o kadar da değerli bir şey.
Zaman ilerledikçe, kaygılarım biraz olsun azaldı, ama içimdeki o belirsizlik hiç gitmedi. Yine de bir şansım olduğunu hissediyorum. O yüzden, bu yazıyı yazarken, belki de en değerli olan şeyin, kaybolan her şeyin arkasında kalan umut olduğunu söyleyebilirim.